‘AKP 16 yılda ilk defa üst üste 3 gol yedi’

SÖZCÜ'ye konuşan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, "İYİ Parti’nin seçime girmesi ilk gol, Millet İttifakı ikinci gol, 'Millet tamam derse çekilirim' sözü AKP’ye üçüncü gol oldu" tespitini yaptı. Muhalefetin duruşunu, "Demokrasiyi yerleştirmeyi amaçlayan, fikir-vicdan özgürlüğünü savunan samimi birliktelik" diye tanımladı.

İYİ Parti'nin çok kısa sürede teşkilatlandırılmasında, ilçe ve il kongrelerinin rekor sayılacak kısa sürede gerçekleştirilmesinde Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın'ın emeğinin büyük olduğunu hemen her partili biliyor. Şu günlerde her siyasi partide olduğu gibi İYİ Parti yöneticilerinin de odaklandığı konu, milletvekili adaylarının belirlenmesi. Bunun için de bir sürü denge var. Bunların aşılması da kuşkusuz sancılı oluyor. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, iş yoğunluğundan olsa gerek kamuoyu önüne pek çıkmıyor. Deneyimli politikacı Koray Aydın SÖZCÜ'ye şu çarpıcı açıklamaları yaptı:

PARTİMİZİ SAF DIŞI BIRAKACAKLARDI 

“AKP, 16 yıllık iktidarı boyunca ilk defa üç golü üst üste yiyerek seçim dönemini başlatmış oldu. İlk golü İYİ Parti'yi seçimlere sokmama stratejisi üzerine dayadı. Seçim kampanyasının başlangıcında ilk golü yedi. Hesapları İYİ Parti'yi saf dışı ederek sol bir partiyle başa baş kalıp, sağ seçmeni konsolide etmek üzere kurulu bir seçim stratejisi oluşturmuşlardı. Seçim tarihini de bu plana uygun en erken olarak belirlediler. Bu dönemde, İYİ Parti kurultayını yapmış, teşkilatla ilgili barajları halletmiş, seçime hazır bir partiydi. Ama Yüksek Seçim Kurulu'nda (YSK) İYİ Parti'yi seçimlere sokmamak üzere karar çıkacağı anlaşıldığından ve tarafımızca tespit edildiğinden Türk demokrasi tarihinde devrim niteliğinde demokrasi hamlesi yapıldı.
CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, ülkesinin menfaatlerini önde tutan, demokrasiye gerçekten inanmış bir tavır ortaya koyup İYİ Parti'ye 15 vekiliyle grup kurma imkanı verdi. Demokrasi tarihimize altın harflerle geçecek bir uygulama olmuştur. Şahsına ve arkadaşlarına milletimiz adına teşekkürlerimizi, şükranlarımızı sunuyoruz.

İKTİDARA, BALYOZ GİBİ İNDİ

Partimizin seçime girip girmeyeceğiyle ilgili YSK'nın kararından yarım saat önce atılan bu adım, iktidarın kafasına balyoz gibi indi. Sersemlediler, ezberleri bozuldu, 16 yıldan beri ilk defa seçime grogi olarak 1-0 yenik başladılar. AKP, ikinci golü, ‘Millet İttifakı'nın kurulmasıyla yedi. Tek kale maç yapmaya alışık olanlar önceden kurdukları ‘Cumhur İttifakı'yla her şeylerini hazırladılar. Muhalefetin bir araya gelemeyeceği düşüncesiyle bu adımı attılar. Millet ittifakıyla partilerin kendi menfaatlerini değil, ülke menfaatini düşünerek birliktelik sağlaması, büyük bir feraset ve fedakarlık örneği oldu. Kurulan ‘Millet İttifakı'yla, AKP, TBMM'de çoğunluk olma şansını kaybetti. Bu hamle zaten grogi durumda olan AKP iktidarına, indirilen bu darbe adeta nakavt etti.

SU ÜSTÜNE YAZI YAZDI

Bu haldeki iktidara, üçüncü golü de ‘Milletim isterse, tamam derim' diyen cumhurbaşkanına ‘tamam' diyerek sosyal medya organizasyonuyla 2 milyonu aşkın insan, paylaşımlarıyla hem dünya hem Türkiye rekorunu kırdı. İktidar sözcüleri, büyük bir şaşkınlık yaşadı. Ertesi gün hem hükümet sözcüsü hem saray sözcüsü buna cevap vererek muhalefetin peşine takılmak zorunda kaldı. Anlaşılmıştır ki, iktidar yorgundur, şaşkındır, kaybetme psikolojisi yaşamaktadır. Bunu kuvvetlendiren bir olay da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ‘Cumhurbaşkanı manifestosu' adı altında yaptığı toplantıda söyledikleridir. 16 yıllık beceriksizliğinin tescil edildiği bir toplantı oldu. Değil bir vizyon ortaya koymak, beceremediği konularda, yaptığı vaatlerle toplum karşısında nazarı dikkate alınmayan bir açıklama yaptı. Adeta su üstüne yazı yazdı. Her seçim döneminin belirleyici ana unsurları vardır. Seçimleri bunlar şekillendirir. Bu dönemin ana belirleyici unsurları ekonomi, demokrasi ve adalettir. Ekonomi yerle bir edilmiş, demokrasi rafa kaldırılmış, adalet ise milletimizin vicdanında yok olmuş. Bu üç ana kavramı yok eden iktidar bu konuda söyledikleriyle adeta milletimizle alay ediyor. Çünkü, verilen sözlerin tutulmadığı, sürekli yalan konuşmanın bir kural haline getirildiği bir yönetim anlayışı, iktidarın temel politikası. 16 Nisan 2016 referandumunda yapılacak değişiklikle, Türkiye'nin uçacağını söyleyenler, ülkeyi bir felakete uçuruyor. Sözler havada asılı kaldı, taze yalanlar hâlâ milletimizin hafızasındadır. Siyasetçi sözünün eri olmalı.

NE SÖYLEDİYSEK YAPIYORUZ

Biz liderimiz Meral Akşener'le çıktığımız bu yolda oluşturduğumuz, yol haritasında ne söz vermişsek, hepsini bir bir uyguladık. 5.5 ay önce ‘Liderimiz cumhurbaşkanı adayımız olacak' dedik, bunu 100 bin imzayla gerçekleştireceğini kendisi ifade etti. Grup oluşturup imzaya gerek kalmadığı bir dönemde 100 bin imzayı ilk 6 saatte toplayıp, milletimize verdiğimiz bu sözü yerine getirdik. İlkeli bir duruş ortaya koyduk.

‘Her parti kendi adayını çıkarsın, çatı adayına karşıyız' dedik. Bu sözümüzün yerine getirilmesi konusunda sağlam durduk ve bu sözümüzü de hayata geçirdik. İktidarın oluşturduğu, artık oy hesabına dayalı parlamento çoğunluğunu sağlama planına karşı biz ‘milletvekili seçimlerinde ittifak yapabiliriz' dedik. Milletimize verdiğimiz bu sözü de tutarak oluşturulan ‘Millet İttifakı'yla uygulamaya koyduk. Şu anda, ilkeler etrafında toplanan bir ‘Millet İttifakı' oluştu. Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleştirilmesi, fikir ve vicdan hürriyetine önem veren, bunu uygulama yönünde samimi olan bir birliktelik var. Biliyoruz ki demokrasi ve hukuk hepimize lazım. Bunun işlemediği bir ülkede, ekonominin de iyi olması mümkün değildir. Bu seçim döneminin kuşatıcı düşünceler etrafında başlamış olması, muhalefetin iyi bir çıkış yakalayıp avantaj yakalamasını sağladı. Şaşkın olan iktidardır. Biz cumhurbaşkanı adayımızı 5.5 ay önce ilan ettik. Tam, şu an itibarıyla 60 il gezildi. Bu parti Türkiye Cumhuryeti tarihinin en hızlı ve başarılı örgütlenmesini gerçekleştirdi. İki haftada bütün ilçe ve iki haftada il kongrelerimizi yaptık. Bunu, 1 Nisan'da yaptığımız birinci olağanüstü kurultayımızla da taçlandırdık.

SEÇİM ADALETSİZLİĞİ VE BÜROKRASİ

Seçim dönemi adaletsizliklerle dolu. Aslında 16 yıldır böyle. Devletin uçağını, gücünü kullanan bir Cumhurbaşkanı ve Başbakan… Devletin bütün kadrolarını, halka bir tehdit olarak kullanan bir tek parti anlayışı artık sürdürülemez. İktidarın kaybedeceği gözüküyor. Devletin valililerini, kaymakamlarını, bütün yetkililerini uyarıyoruz. Bu görevler partizanca kullanılıp, hukuk çiğnendiği takdirde, yarın hukuk önünde hesap vereceklerini unutmasınlar. Çünkü bunların hepsinin davranışları takip edilecek ve hukuksuzluklarının hesabı seçimden sonra sorulacak. Onun için ülkeyi yönetenleri, devlet bürokrasisini hukukun içinde kalmaya davet ediyorum. Devletin uçaklarını, imkanlarını bırakarak zaten çok olan kendi paralarıyla, kendi imkanlarıyla kampanya yapsınlar. Peki bunu yapacak cesaretleri var mı? Onun cevabı da şudur: Onlarda bu cesaret nerede.”

ADİL ÖKSÜZ'Ü SEÇİME 15 GÜN KALA YAKALANMIŞ GİBİ GETİRİP MUHALEFETE İFTİRA ATTIRACAKLAR

Son zamanların modası Olağanüstü Hal (OHAL) şartlarında seçime giden adeta bir üçüncü dünya ülkesiyiz. Vay halimize vay. Şimdi iktidar sahipleri zavallı gençleri içeriye alıp güya FETÖ'cülükten  soruşturma yapıyor süsü vererek, yandaş medyalarında propaganda yapıyorlar. Delil yok. Hiçbir şey yok. Yazık oluyor o masum gençlere. Şimdi de yazılıp, çizilip konuşuluyor: FETÖ imamlarından Adil Öksüz, biliyorsunuz. Devlet tarafından yakalandı. Sonra meçhul bir şekilde serbest bırakıldı. Şimdi bunun ‘Devletin adamı' olduğu söyleniyor ve seçime 15 gün kala güya iktidar tarafından yeni yakalanıp getiriliyormuş gibi seçim malzemesi olarak kullanılacağı iddia ediliyor. Bu kişinin, itirafçı olarak hem İYİ Parti'yi hem CHP içindeki bazı isimleri FETÖ'cü olarak suçlayıp bunu bir seçim kozu olarak kullanabilecekleri her yerde konuşuluyor. ‘Abidik gubidik' işlerde bu iktidar çok uzman. Bunları okudukça, ne kadar aciz duruma düştüklerini görüyoruz. FETÖ'cü aramak için çok zahmete katlanmamalarını kendilerine öneriyorum. Bunun bir kolayı var. Genel Başkanımız söyledi: Bir ayna alacaklar, aynaya bakacaklar. Sağında, solunda, damatlarını, gelinlerini, eniştelerini görecekler. O yüzden de hiçbir şey yapamayacaklar. Çünkü AKP, parti olarak FETÖ'nün kalkıştığı 15 Temmuz darbe girişiminin işbirlikçisi ve suç ortağıdır. Seçimden sonra esas hesabı verecek onlardır. 15 Temmuz'da kaybettiğimiz 250 şehidimizin vebali onların omuzundadır.

Sözcü